Mary Poppins Geri Döndü / Burcu Atalas Hergül

1

Öğrencilik yıllarımın geçtiği küçücük evimde kocaman bir yıldızla komşuluk etmiştim. Apartman dairelerinden başka hiçbir manzarası olmayan, pencerelerce hayatın birbiriyle yüz yüze baktığı bu evde, geceleri gökyüzünü göremesem de yıldızımın yanı başımda olduğunu bilmek bana huzur verirdi. Nerden bilirdi, nasıl anlardı hala düşünürüm; eve aç döndüğüm her gün kapıyı açıp yüzünü gösterir, beni kolumdan çektiği gibi masaya oturtur, karnımı şişirene kadar yedirir, eve öyle gönderirdi. Sınavlara çalıştığımız gece yarısı “bir kahve mi yapsak” dediğimiz anda kapımızı çalıp elinde iki koca fincan kahveyle içeri girmiş, iri mavi gözleriyle kocaman bakıp “Işığınız hala yanıyor, ne zaman uyuyacaksınız siz!” diye bizi azarlamıştı. Hiç hoşlanmadığı kedimi bile doyurmaya çalıştığı günse onun bu dünyadan olamayacağını anlamıştım. Yıldız Teyze… İnanılamayacak kadar “insan” anlatılamayacak kadar “masal” bir karakter…
Yıldızlardan kopup ete kemiğe mi bürünmüştür, gökten inmiş bir Hızır mıdır bilmem ama Yıldız Teyze’yi tanıdıktan sonra çocukluk yıllarımın gökten inen meleği Mary Poppins’in gerçek olduğuna daha çok inandığımı itiraf etmeliyim.
Dünyanın her yerinde var bu kadınlar… Adları ne olursa olsun kimi zaman anne, büyük anne; kimi zaman dadı, komşu teyze kılıklarında çıkıyorlar karşımıza ve ne yapıp edip çocukluk filmimizin başrol oyuncusu, masallarımızın ana karakteri olmayı başarıveriyorlar. En sıkıntılı zamanda ortaya çıkıvermek, kimseye eyvallah etmeden evi çekip çevirmek, etrafına mutluluk yaymak, çocukları kimi zaman bir bakışta hizaya sokup kimi zaman çocukla çocuk olsalar da her zaman büyük kalmayı başarabilmek hep bu sihirli kadınların marifetleri…
Anne baba sabah erkenden işe koşar, akşamın bir vakti eve döner. İş yerinde bir türlü geçmeyen mesai saati, çocuklar için doyumsuz bir serüvene dönüşür, hele bir de onlarla aynı hayalleri paylaşan muhteşem bir dadıları varsa… P. L. Travers, dünyanın her yerinde, neredeyse her evde yaşanan bu konuyu daha 1930’lu yıllarda başarıyla anlatmış ve Mary Poppins serisiyle hem çocukların hem de yetişkinlerin dünyasında taht kurmuş. Batı kültüründe hatırı sayılır bir yeri olan “tatlı cadı” figürünü “tatlı bir dadı”ya dönüştüren başarılı yazar, yarattığı karakterin gölgesinde başarının tadını keyifle çıkarıyordu şüphesiz.
Mary Poppins, ünlü yazar P. L. Travers’in 1934 yılından 1988 yılına dek kelimelerle can verdiği bir sihirli dadı. Gökten inen bu melek, herkesin hayatına mutluluk katıyor, bir çırpıda her şeyi düzenleyiveriyor ve dadılık yaptığı çocukları maceradan maceraya sürüklemeden eve sokmuyor. Yıllar boyu pek çok dile çevrilen Poppins serisi 1964 yılında Robert Stevenson tarafından filme alınmış. Film, Walt Disney klasiklerinin en değerli yapıtlarından biri. 5 dalda Oscar sahibi olan film, Mary Poppins karakterini canlandıran Julie Andrews’ı da Oscar sahibi yapmış. 2004 yılından bu yana Braodway müzikali olarak karşımıza çıkan Mary Poppins’in fantastik film endüstrisi için de iyi bir kaynak olduğunu söylemeden geçmeyelim. İngilizlerin 2012 Olimpiyatları Açılış Töreni’nde sundukları tarihi ve görsel şölende Mary Poppins’i görmekse onun önemli bir kültür değeri olduğunu açıklar nitelikte.
Mary Poppins, Türk semalarında ilk olarak 1975 yılında boy gösterdi. O günlerin çocukları bugün Poppins’i sevgiyle anıyor ve kendi çocuklarını da bu sihirli dadıyla tanıştırabilecekleri günleri merakla bekliyordu. Bu bekleyiş, Kelime Yayınları’nın tüm dünya tarafından tanınan Mary Poppins serisini yeniden Türkçeye kazandırmasıyla mutlu sona ulaştı. Kelime Yayınları, 6 kitaplık serinin ilk kitabı Mary Poppins –Gökten İnen Dadı ile gizemli bir dünyanın kapılarını araladı. Diziyi Mary Poppins Geri Dönüyor, Mary Poppins Kapıyı Çalıyor kitaplarının ardından Mary Poppins Kiraz Ağacı Sokağı’nda ve Mary Poppins Komşu Ev kitapları takip ediyor. Dizinin son kitabıysa Mary Poppins Parkta.

marypopp

Hangi kitabından başlanırsa başlansın sizi bir anda gizemli dünyasına çekiveren serinin ilgi çekici kitaplarından biri Mary Poopins Kiraz Ağacı Sokağı’nda, yazarının ustalıkla kullandığı dili sayesinde sadece gizemli bir dadının değil onun etrafını şekillendiren doğanın, insanların hatta eşyaların da gizemli olabileceğini düşündürüyor. Güneş’in yeryüzünü en uzun süre aydınlattığı 21 Haziran gününde gerçekleşen olaylarda Jane ve Michael bu kez yıldızlarla tanışıyor. Doyumsuz bir maceranın içinde keyifle kıkırdayan çocuklar, park bekçisi karakteriyle kuralların ne olduğunu ve yasaların ne işe yaradığını sorguluyor. Batıl inançlarla efsaneler arasında ne gibi bir fark olduğunu ayırt eden çocuklar, insanların kıyafetleriyle örttükleri benliklerinin altında neler sakladıklarını da keşfedebiliyor. Poppins’e inanan çocuklar ve ruhundaki çocuğu tanımayı başaran büyükler, kuralcılık hastalığının tek çaresinin masalcılık olduğunu anlayarak hayal kurmanın ve hayallere inanmanın keyfini sürüyor.
Kitabın içinde yaşayan diğer öykü Komşu Ev, hayal kurabilmenin, arkadaş ve komşu olabilmenin, yardımlaşabilmenin ve arkadaşlar için doğru hediyeleri seçebilmenin sihirli formülünü veriyor adeta. Kiraz Ağacı Sokağı’nın yeni sakini, Bayan Andrew, namı diğer “kutsal terör”, 18 numaralı eve taşınarak komşularının hayal dünyasını yerle bir etmiştir. Bayan Andrew’la ilgili tek iyi şey, yanında getirdiği Luti’dir. Luti’nin kim ya da ne olduğuna dair hayaller kuran ve adeta bir hayal kurma fabrikası olan Kiraz Ağacı Sokağı sakinleri, küçük dostları Luti’yi çok sever; fakat Luti, ailesini çok özlemektedir ve Mary Poppins’in yardımına ihtiyacı vardır. Luti’nin gizemli yolculuğu, aile sevgisinden evin kutsallığına tatlı dilli olmanın yararlarından esas ait olduğumuz yerin sevdiklerimizin yanı olduğuna dair, yaşamı anlamak için gerekli pek çok sihirli bilgiyi çocuklara bol kıkırtılı bir tabakta sunuyor.
Mary Poppins serisinin son kitabı “Mary Poppins Parkta” ise birkaç ay önce kitap raflarında maceranın devamını bekleyen meraklılarla buluştu.
Çocukluğunu, yetmişlerin sonunda, seksenlerin başında yaşamış ve “Keşke benim de Mary Poppins gibi bir dadım olsa!” demiş bugünün yetişkinleri, “Gökten zembille inmek” ve “Hızır gibi yetişmek” deyimlerindeki “zembil”i, ucu papağan başlıklı bir şemsiye sanıyordu; “Hızır”sa Mary Poppins’in ta kendisiydi. Günümüzün “gerçek”lerle dolu dünyasında hızla yolculuk ederken kendini kitap raflarında dinlendirmeyi başaranlara ve onlarla hayal kurmak isteyen çocuklarına Mary Poppins’in anlatacağı çok şey var…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s