KİTAP YAKICILIĞI: BİR DİSTOPYANIN ETE KEMİĞE BÜRÜNÜŞÜ- Özlem Tokman

Farenheit451

Hepimiz okulda kitap okumanın faydalarını öğrendik. Kitaplara dokunduk, sayfalarını çevirdik, resimlendirmelerini inceledik, hayal kurduk, heyecanlandık… Okuyarak düşünmeyi öğrendik. Kitabın düşünceleri nesilden nesile aktaran bir araç olduğunu keşfettik. Kitaplar olmadan, geçmişimiz, tarihimiz olamazdı. Kitaplar olmadan insanlık, içi boş bir kabuktan ibaret kalırdı. Bu nedenledir ki insanlığın iflas ettiği noktalar hep dünyanın kitapsız uçlarıdır. Zor yoldan bütün bunları öğrendik.

Çocuk kitapları da yazan, kısa öyküleriyle meşhur İngiliz yazar Neil Gaiman, Ray Bradbury’nin tüm kitapların yakıldığı karanlık bir dünyayı tasvir ettiği Fahrenheit 451 romanı için yazdığı önsözde etkileyici şeyler söylüyor. Gaiman’a göre Bradbury’nin distopyası, insanoğlunun düşünceleri bastırmak için işe kitap yakmakla başlayıp bunu insan yakmaya kadar nasıl götürebileceğini anlatıyor.

Ray Bradbury, iki dünya savaşı arasında doğmuş, liseden sonra formal eğitimi bırakıp kendini halk kütüphanelerinde kitap okuyarak yetiştirmiş, döneminin büyük bilim kurgu ve fantastik roman yazarlarındandı. Bradbury kitaplara aşık bir adamdı. Kitaplara kıymet veren, hayatın anlamını kitaplarda bulan biriydi. Bu nedenle tarih boyunca yakılan kitaplar, kütüphaneler hep çok ilgisini çekmişti. Bradbury için halk kütüphanelerinde raflara dizilmiş kitaplar, orada, o kitaplarla birlikte bir yazar topluluğunun da yaşadığı anlamına geliyordu. Doğal olarak bir kitabı yakmak, bir yazarı yakmak demekti. Ve yazarları yakmak insanlık dışıydı.

Bradbury halk kütüphanelerinde yaptığı okumalarla geçen dokuz yılın sonunda zihninde filizlenen bir hikâyeyle birlikte kitap sayfalarının kaç derecede tutuştuğunu öğrendi. Böylece romanının başlığı, kâğıdın tutuşmaya başladığı derece olan Fahrenheit 451 olarak şekillendi. Kurguladığı distopyada, tüm kitaplar itfaiyeciler tarafından yakılarak yok ediliyordu. Akıl karıştırıcı kitaplar, hikâyeler, şiirler yasaktı ve yok edilmeliydi. Yazılı metinlerin büyük bir iştahla yakıldığı bu gelecek zaman cehennemi aslında yazar tarafından dile getirilen bir uyarıydı. Roman, farklı ve yönetimleri rahatsız eden siyasi, dini ya da kültürel görüşlerin bir kitap yakmakla başlayıp nerelere varabileceğini çok çarpıcı bir biçimde gösteriyordu. Kurgunun bir diğer etkileyici tarafı, kitaplar yakılırken insanların evlerindeki büyük ekranlardan izledikleri televizyon programlarıyla beyinlerinin yıkanıyor olması. Bütün bu cehennemin ufak kesitlerini günümüzde de yaşıyor olmamız gerçekten ürkütücü. Her geçen gün insanlar daha az kitap okurken, daha çok ekranlara ve bunlar üzerinden yapılan propogandalara ve beyin yıkamalara maruz kalıyor. Sonuç; düşünemeyen, sorgulamayı bilmeyen, şiddete karşı çıkamayan, hoşgörüyü unutan nesiller oluyor. Çünkü kitaplar bize empati kurmayı, kendimizi bize benzemeyenin yerine koymayı, daha barışçıl olmayı öğretiyor.

Fakat Bradbury’nin kitabında tüm cehennem senaryolarında olduğu gibi bir umut ışığı da var. Hikâyede, eline geçen son Shakespeare kitabını alevlerin içine atmakta zorlanan ve ölüm tehdidine rağmen yasak kitapları okumaya devam eden, otoriteyi sorgulayan ve herkes evlerinde boş bir zihinle ekrana bakarken, sokağa çıkıp kaldırımda yürüyerek insani temas arayan karakterler var.

Edebiyatta distopyalar ve bilim kurgu bizi gelecek konusunda uyarır. Tıpkı Bradbury’nin kurgusundaki korkutucu gerçekler gibi. Gerçek dışı ve hayal ürünü gibi görünen bir kurgunun gerçeğe dönüşebilme ihtimali hep vardır. Çünkü yazar hikâyeyi kurgularken tarihi okumuş, güncel konuları incelemiş, düşünmüş, sorgulamış ve geleceğe ışık tutan satırları yazmıştır.

Eğer henüz okumadıysanız bugünlerde Fahrenheit 451 kitabını alıp okumanızı tavsiye ederim. Her şeyin bir kitap yakmakla başladığını, en büyük karanlığın kitapsızlık olduğunu hatırlamak için oldukça doğru bir zamanlama. Anadolu’nun nadide kitabevlerinden Kırşehirli Gül Kitabevi’nin, sahiplerinin siyasi görüşleri ve etnik kimlikleri yüzünden yakıldığını öğrendiğimde Bradbury’nin kitabını bir kez daha elime alıp okumaya başladım. 1953 yılında yazılmış bu gelecek zaman kurgusunun günümüze nasıl ışık tuttuğunu gördüm. Aynı zamanda içimde bir umut ışığı da belirdi. Çünkü kitaplar yakılmakla bitmiyordu. Birileri yakarken diğerleri düşünüyor, yazıyor, basıyor, dağıtıyordu. Gül Kitabevi’nin verilen desteklerle kısa sürede yeniden ayağa kaldırılacak olması gibi, ne düşünceler ne yazarlar ne kitaplar ne de hayata kitapla değer biçen kahraman insanlar tamamen yok edilebilirdi.

Bu noktada bize düşen sorumluluk, kitapları ve insanları yakmak isteyen bu zihniyete karşı kitapları koruyan, kollayan, kitap sayfalarında huzur bulan nesillerin yetişmesine katkıda bulunmak. Ülkemizde yeterli sayıda ve donanımda halk kütüphanesi bulunmadığı bir gerçek. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarının, yayıncılık ve edebiyat alanında faaliyet gösteren derneklerin bir kamuoyu oluşturması çok önemli. Bu uzun soluklu çağrıların yanında, hemen şimdi kendi evimizde uygulamaya başlayabileceğimiz küçük çözümlerin de büyük fark yaratacağına inanmak lazım. Televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarıyla sarıp sarmalanmış dünyamızda, en azından evlerimizde küçük de olsa bir kitaplığa yer açmalıyız. Bütçemiz oranında, on kitaplık, yirmi kitaplık, otuz kitaplık bir kütüphane… Okuma alışkanlığının fiziksel olarak kitapların varlığı altında yaşayan çocuklarda çok daha hızlı geliştiğine inanıyorum. Salonumuzdaki gereksiz bir parça mobilyayı kaldırıp yerine küçük bir kitaplık koyalım. Ara sıra bir kitap alıp küçük kütüphanemizi zenginleştirelim. Karanlığa karşı aydınlık diyorsak, ışığı her şeyden önce evimize, kitaplarla getirelim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s