ÖNCE SÖZ VARDI – Özlem Tokman

Okul öncesi eğitimde çocukları okumaya ve yazmaya alıştırmak için tek tek harfleri öğretmek, kitap okutmaya çalışmak aslında çok da verimli bir yaklaşım değil. Bunun yerine çocuklarla uzun uzun konuşmak, onlara masallar ve hikâyeler anlatmak, bol bol kitap okumak lazım.

İlkokul çDSC_0044ağlarında öğretmenler ve veliler arasında en çok tartışılan konulardan biri çocukların sözlü ve yazılı ifadelerinin ne kadar geliştiğidir. Sözlü ifade zayıfsa, yazılı ifade de genelde zayıftır. Yazılı ifadesi güçlü olmayan öğrencilerin kendilerini sözlü olarak ifade etme yeteneklerinin kısıtlı olduğu da bilinen bir gerçek. Bu konunun öğretmenler tarafından tartışıldığına çokça şahit oldum. Hatta bir defasında söyleşi için gittiğim okullardan birinde öğrencilere rehberlik eden Türkçe öğretmeni ısrarla, çocuklara kitap okumaları durumunda sözlü ifadelerinin de gelişeceğini anlatmamı istemişti. Anın heyecanına kapılıp bu yönde bir iki söz söylemiştim ama bugün bu önermenin o kadar da doğru olmadığını fark ediyorum. Çünkü sözlü ifade okumayı ve yazılı ifadeyi takip eden, bunların ardılı olan bir yetenek değil. Kısacası önce söz vardı diyebiliriz. Tıpkı dünyadaki kutsal metinlerin ortaya çıkışında olduğu gibi, söz yazıdan önce geliyor.

Yeni Zelandalı eğitim araştırmacısı ve okuryazarlık uzmanı Marie Clay yaptığı araştırmaların  (2000) sonuçlarına dayanarak çocukların okuryazarlık eğitimlerinin okul öncesi dönemde, dinleme ve konuşmayla başladığını söylemiş. Yani sözlü ifade yeteneği yazılı ifadeden önce gelen, yazılı ifadeyi besleyen bir yetenek.

Çocuklar öğrenmeye önce dinleyerek başlıyorlar. Ana karnından çıkıp dünyayla tanışır tanışmaz, ilk önce sözcüklerle karşılaşıyorlar. Bazı araştırmalara göre çocuklar ana karnındayken bile bizi duyabiliyor, hatta ana ve babanın seslerini ayrıştırabiliyor. Hâl böyle olunca, ebeveynler olarak ne konuştuğumuza, ne kadar konuştuğumuza ve nasıl konuştuğumuza dikkat etmemiz gerekiyor. Çocukla konuşmayı onun temel ihtiyaçlarını karşılama ve disiplin vermenin bir aracı olarak gören pek çok aile var. Hâlbuki konuşma, karşınızdaki küçük insanı şekillendiren, onu hayata hazırlayan, duygularını biçimlendiren bir faaliyet.

Bu nedenledir ki hikâyelerle, şarkılarla ve şiirlerle büyüyen çocukların sözlü ifadeleri sessiz ortamlarda büyüyen yaşıtlarına göre hep daha güçlü olmuştur. Okul öncesi eğitimde çocukları okumaya ve yazmaya alıştırmak için tek tek harfleri öğretmek, kitap okutmaya çalışmak aslında çok da verimli bir yaklaşım değil. Bunun yerine çocuklarla uzun uzun konuşmak, onlara masallar ve hikâyeler anlatmak, bol bol kitap okumak lazım. Çocuklarla konuşurken kısa cümleler yerine betimleyici, onların hayal gücünü harekete geçirici cümleler kurmakta da fayda var. Mesela, “Bak karşıdan araba geliyor!” demek yerine pekâlâ, “Bak karşıdan kırmızı, büyük ve çok hızlı giden bir araba geliyor!” diyebiliriz. Birinci cümlenin yavanlığının yanında, ikinci cümlenin barındırdığı betimleyici unsurlar çocuğun beyninde kesinlikle farklı titreşimlere yol açacaktır.

Çocuklarla konuşma, onların hayal dünyasını ve kelime hazinelerini besleme işini sadece okul öncesi kurumlara bırakmak doğru değil. 

TabiiDSC_0078 çocuklara heyecanlı hikâyeler anlatmak, betimleyici cümlelerle konuşmak o kadar da kolay bir iş değil. Bu, yetişkinler olarak bizlere de bazı sorumluluklar yüklüyor. Çünkü kitaplardan kopuk bir biçimde yaşayan yetişkinler söylemek istediklerini kısa cümlelerle ifade ediyor ve çocuklarıyla konuşurken çok da yaratıcı olamıyorlar. Çocuklarla konuşma, onların hayal dünyasını ve kelime hazinelerini besleme işini sadece okul öncesi kurumlara bırakmak doğru değil. Çocuklar doğal olarak zamanlarının büyük bir bölümünü evde, aile bireyleriyle birlikte geçiriyorlar. Duydukları tüm sözcükler, heyecanlı masallar, hikâyeler, gece uyumadan önce okunan kitaplar onların gelecek yıllardaki okuryazarlıklarının ilk tohumlarını atıyor. Evde yapacağımız okumalar ve uzun sohbetler, dinlemeyi bilen, kendini ifade etme yeteneği gelişkin bir çocuk yetiştirmemize yardımcı oluyor. Sözlü ifade yeteneği güçlü, dinlemeyi bilen ve seven çocukların ise ilkokul yıllarında hem iyi birer okuyucu hem de yazılı ifadesi güçlü öğrenciler olacağına şüphe yok.

İşte okul öncesi dönemde çocuklarımızın sözlü ifade yeteneklerini geliştirmek için uygulayabileceğiniz 6 yöntem:

  • Çocukların konuşurken yaptıkları yorumlara zenginleştirici öğeler ekleyin. “Anne, bak araba geliyor.”  ”Evet. Kırmızı, parlak ve hızlı bir araba bize doğru ilerliyor,” örneğinde olduğu gibi.
  • Kelime oyunları oynayın. 
  • Doğaçlama hikâyeler anlatın. Bırakın hikâyeleriniz kulağa saçma gelsin. Önemli olan konuşmanız, anlatmanız ve çocuğunuzun sizi dinlemesi.
  • Duygular hakkında konuşun. Çocuğunuza kitap okurken ya da hikâye anlatırken kahramanların belli durumlarda neler hissettiklerini tartışın. “Sence Kırmızı Başlıklı Kız büyükannesinin yatağında kötü kurdun yattığını görünce neler hissetti?”
  • Düşünmeyi teşvik eden sorular sorun. “Acaba Kırmızı Başlıklı Kız büyükannesinin evine gitmeseydi neler olurdu? Merak ediyorum, neden..?”
  • Çocuğunuzla geçirmek için sorumluluklardan uzak, serbest zaman aralıkları yaratın. Okuldan eve yürürken, birlikte alışverişe giderken, kitap okurken ya da film seyrederken aklınıza gelen soruları sorarak onu düşünmeye, konuşmaya teşvik edin. 
Reklamlar

ÖNCE SÖZ VARDI – Özlem Tokman’ için 2 yanıt

  1. Yazılarınızı bana Dilan Bilgin tavsiye etti. İyi ki etmiş. 5 yaşındaki oğlumla yaşadıklarımızı yazılarınızın sunduğu açılardan da değerlendiriyorum artık. Sizi de tebrik ediyorum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s