KİTAP FUARLARINDA YOL BULMA KILAVUZU- Özlem Tokman

foto
Türkiye’de yayıncılık, yerli yazar sayısının ve çeviri edebiyattaki çeşitliliğin artması ile yıldan yıla gelişerek büyümeye devam ediyor. Yetişkin edebiyatındaki bu çeşitliliğin çocuk ve ilk gençlik edebiyatına da yansıdığını, hatta başa baş gittiklerini görebiliyoruz. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde birbiri ardına düzenlenen fuarlarda sergilenen sayısız çocuk ve gençlik edebiyatı ürünü bunun en iyi göstergesi.

Fakat bu fuarların genç beyinlerde nasıl izlenimler bıraktığı konusunu tartışmadan geçmemeliyiz. Başta İstanbul Kitap Fuarı olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinde katıldığım fuarlarda gözlemlediğim en büyük sorun fuarların kurulduğu fiziksel mekânlardaki estetik yoksunluk ve tabii ki karmaşaydı. Fuar alanlarından içeriye girdiğinizde göze çarpan ilk şey kalabalık, düzensizlik ve yüzlerce insanın konuşmalarının bir uğultu şeklinde ortama yayılması oluyor. Yani içeriye adım atan genç bir okuyucunun fuarla ilgili ilk izlenimi ister istemez bu kargaşa oluyor. Gürültü ve kargaşa bir tarafta, tamamen ticari amaçlarla basılmış kalitesiz bazı kitap yığınları ve çocuklara dağıtılan reklam amaçlı ucuz hediyeler diğer tarafta, zihnimizi kirletmeye devam ediyor.

İnsan beyni dış dünyadan edindiği izlenimlerle şekilleniyor ve çoğu zaman edindiğimiz izlenimleri seçme şansımız olmuyor. Mesela fuar alanına girip bu kargaşayla karşılaşan bir çocuk, beyninin bir köşesinde kitap seçme ve satın alma faaliyetini bu kaotik ortamla eşleştiriyor. Doğu felsefesinde, özellikle Budist felsefede insan beyninin arınması, temizlenmesi ve dinginleşmesinin önündeki en büyük engellerden birinin istenmeyen izlenimler olduğuna inanılır. Çünkü sakinlikten uzak, şiddet içeren, üzücü ya da korkutucu izlenimler fark etmeden beynimizin gerisinde toplanıp doğuştan boş bir levha gibi olan temiz zihnimizi kirletmeye, düşüncelerimizi bulanıklaştırmaya, davranışlarımızı değiştirmeye başlıyor.

Peki, o zaman ne yapacağız? Kötü izlenimleri engellemek için kitap fuarlarına gitmekten toptan vaz mı geçeceğiz?

Tabii ki hayır! Türkiye’de kitap fuarlarının zor koşullar altında gerçekleştirildiğini, çoğunlukla binbir çabayla ve kişisel emeklerle kurulduğunu biliyorum. Fuarlara katılan onlarca yayınevi de edebi değeri yüksek yayınlar sunmak için büyük bir gayret gösteriyor. Ayrıca gelişmekte olan, görece küçük yayınevlerinin görünürlüklerini arttırmak ve satış yapabilmek için bu fuarlara ihtiyaç duydukları da bir gerçek. Okuyucular bakımından da durum farklı değil. Pek çok kitabın bir arada ve indirimli fiyatlarla sunulduğu fuarlar, bütçesi kısıtlı okuyucular için bir fırsat oluşturuyor. Bu yüzden her şeye rağmen kitap fuarlarına gitmeli, okuyucuların, yazarların ve yayınevlerinin bir araya gelmesiyle doğan olumlu enerjiden faydalanmalıyız. Ancak fuarlardaki kitap seline kapılıp gitmeden önce durup düşünmek gerektiğine inanıyorum. Fuar alanından güzel izlenimlerle çıkmak için öncelikle biraz çaba harcamak gerekiyor.

İşte bu noktada yine velilere ve öğretmenlere görev düşüyor. Çünkü biz yetişkinler küçük yönlendirmelerle, çocuklarımızın fuardaki gezintilerini daha dingin ve ufuk açıcı bir deneyim haline getirebiliriz. Nasıl mı?

  • Çocuğunuzla ya da öğrencilerinizle fuara hazırlık yapın. Bu süreç, zihinsel ya da somut araçlarla yapılan bir hazırlık olabilir. Mesela çocukların omuzlarına asabilecekleri birer bez çanta edinmelerini sağlayın. Böylece satın aldıkları her kitap için plastik bir poşet alma zorunluluğundan kurtulup doğayı koruma çabalarına katkıda bulunmuş olurlar.
  • Okumak istedikleri kitaplar ya da tanışmak istedikleri yazarları düşünerek küçük bir liste çıkarmalarını isteyin. Fuar alanına girmeden önce yayınevlerinin hangi standlarda kitaplarını sergilendiklerini gösteren krokilerden edinin. Bu sayede çocukların fuar alanındaki kargaşadan sıyrılıp doğrudan hedefledikleri şeye yönelmeleri mümkün olabilir.
  • Fuarların kitap satışının ötesinde bir amaca hizmet ettiğini anlatın. Fuarların yazarlarla ve diğer okuyucularla karşılaşmak için iyi bir fırsat sunduğunu, ayrıca çoğu kitabı indirimli alma şanslarının olduğunu hatırlatın. Ama kitap satın almanın markete gidip alışveriş yapmaktan farklı olduğunu, satın alınan şeyin bir tüketim malzemesi olmadığını, güzel kitapların yıllarca bizimle kalacağını açıklamayı unutmayın.
  • Fuara gitmeden önce bir bütçe hazırlayın ve çocuğun seçimlerine fazla müdahale etmemeye çalışın. İyi ya da kötü kendi kitap seçimini yapmasına ve eve dönüp kitapları okumaya başladığında seçimlerinin ne kadar doğru olduğunu kendi başına değerlendirmesine izin verin. Kötü seçimler için suçlayıcı olmadan sadece yol gösterici yorumlarda bulunun.
  • Akşam eve döndüğünüzde ya da okulda, çocukların yaşadıkları deneyimi dillendirmelerini sağlayın. Sözlü olarak ifade etmek istemezlerse fuarda geçirdikleri gün hakkında kısa bir yazı yazmalarını, bir resim çizmelerini ya da sevdikleri ve sevmedikleri şeyleri bir liste halinde sıralamalarını isteyebilirsiniz.

Fuarlar her şeye rağmen çocuklarımızın kitapla temasını arttıran faaliyetlerdir. Türkiye’nin en büyük kitap fuarı olan İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı bu yıl da 15 Kasım’a kadar kitapları ve yazarları okuyucularla buluşturmaya devam edecek. Bu yüzden imkânı olan herkesin çaba göstererek çocuğunu fuara götürmesini ve fuar alanından olumlu izlenimlerle ayrılmak için önceden biraz hazırlık yapmasını tavsiye ederim. Bol kitaplı, güzel izlenimlerle dolu bir hafta dileğiyle!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s