ADALET DUYGUSUNU MERHAMETLE YUMUŞATMAK – Özlem Tokman

love-1241386-639x424

Çocuklarımıza küçük yaştan itibaren yalan söylememek ve hırsızlık yapmamak gibi temel ahlaki kuralları öğreterek onların doğruyu yanlıştan ayırmalarını, doğru ve dürüst birer birey olmalarını sağlayabiliriz. Ancak bu kurallar doğrunun tamamen doğru, yanlışın ise tamamen yanlış olduğu durumlar için geçerli. Hâlbuki hayat hepimizin deneyimlediği gibi siyah beyaz anlardan ibaret değil. Yaşadığımız deneyimlere biraz daha yakından baktığımızda yaşadıklarımızın renginin çoğu zaman griye doğru meylettiğini göreceğiz.

Bu nedenle çocuklara temel ahlaki formasyonlarını verirken gri alanlarda da onlara kılavuzluk etmekte büyük fayda var. Gri alan derken neden bahsettiğimi hemen bir örnekle açıklayacağım:

Çocuğunuz bir arkadaşının doğum günü partisine katılır. Doğum günü sahibi çocuk yeni oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşır ve birlikte oynamaya başlarlar. Partinin sonunda oyuncaklar toplanırken bir parçanın eksik olduğu fark edilir. Sonra çocuğunuz o parçayı partiye katılan bir başka arkadaşının cebinde görür. Çocuk oyuncağı cebinde unuttuğunu söyler ama çocuklar ona inanmayıp arkadaşlarını hırsızlıkla suçlar.

Doğru davranış: Çocuğunuzun oyuncağı arkadaşının cebinde görür görmez diğerlerine haber vermesi. Çünkü çalmak doğru değildir ve çalan kişi cezasını çekmelidir.

Yanlış davranış: Diğer çocuğun sebebi her ne olursa olsun başkasına ait bir oyuncağı cebine koymuş olması.

İşte bu tabloda çocuğun arkadaşının suçunu ifşa etmesi doğru yani beyaz, diğer çocuğun oyuncağı alması ise yanlış ve siyah renkli bir davranış.

Şimdi bu ikisinin arasındaki gri alan nedir?

Gri alana adım attığımız anda karşımıza çıkan ilk duygular empati ve merhamet oluyor. Bunlar akıldan çok, çocuğun vicdanıyla ilgili duygu durumlarıdır.

Yani akıl bize yalancıyı ortaya çıkarmayı salık verirken, empati kendimizi suçlunun yerine koymamız gerektiğini, merhamet ise onu yargılamadan önce dinlememiz gerektiğini söyler.

Çocuklarımızın içindeki adalet terazisinin doğru çalışmasını istiyorsak, yanlışı ve doğruyu anlatırken merhameti ve empatiyi de öğretmeliyiz. Duygulara yer verilmeyen kaba bir adalet anlayışı gri alanlarda kilitlenmemize ve doğruyu yanlıştan ayırayım derken insani temastan uzaklaşmamıza yol açabilir.

Yukarıda anlattığım örnekte, oyuncağı arkadaşının cebinde görür görmez ortalığı ayağa kaldıran çocuğun davranışı mı yoksa önce gidip arkadaşına neden böyle bir şey yaptığını soran çocuğun davranışı mı doğru olurdu acaba?

İnsana değil de mahkemelere ait kaba adalet anlayışında yanlış doğrudan keskin çizgilerle ayrılır. Yapılan yanlışın cezası bellidir ve suçu işleyen bu sonuca katlanmalıdır.

Ancak biz çocuklarımızı adaletin hassas terazisi değil de anlayışlı ve merhametli bireyler olarak yetiştirmek istiyorsak, onlara gri alanlarda da hareket kabiliyeti tanımalıyız. Yanlış yapanı yargılamadan önce sormalarını, öğrenmelerini, yanlış yapan kişiyi itmek yerine ona da merhamet gösterebilmelerini sağlamalıyız.

Sonuçta yanlış ve doğrular bile zaman zaman tartışılan şeylerdir. Zihnimizde ve düşüncelerimizde esneklik olmadığında bize göre yanlış yapanı hemen oracıkta cezalandırırız. Terör saldırılarında tanımadıkları masum insanları gözlerini bile kırpmadan öldürenler aslında kendi zihinlerindeki kaba adalet anlayışını yerine getirmiyorlar mı? Onlar gibi düşünmeyenleri, yanlış yapanları merhamet duygusundan mahrum bir kalple ortadan kaldırıyorlar.

Çocuklara ders kitaplarını kullanarak matematik, fen bilgisi, edebiyat ve sosyal bilimleri öğretebiliyoruz. Ama hiçbirimiz merhamet ve empatiyi nasıl öğreteceğimizi bilmiyoruz. Bu duyguların temel insani duygular olduğuna ve her insanın içinde bu duygulardan bir parçayla doğduğuna inanıyorum. Ancak çevresel koşullar, akılcı ve pozitif düşünce çocuklarımızı yavaş yavaş bu duygulardan uzaklaştırıyor.

Bu noktada yine romanlara sarılmak gerekiyor. Kurgu kitapların en güzel yanı bizi gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek dünya hâlleriyle yüz yüze getirmesidir. Okuyucu roman kahramanlarının başına gelen kurgusal durumlar üzerinden kendi gerçekliğini sorgular ve benzer durumlarda daha dengeli ve doğru kararlar vermeye yönelir. Çünkü etkileyici bir roman karakteri hiçbir zaman siyah beyaz düşünmez. İyi romanlar bize yaşamın gri alanlarını tanıtır. Bu bilinmez coğrafyada yolumuzu bulmamız, içimizdeki adalet duygusunu merhametle yumuşatmamız için bize rehberlik eder.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s