DİSİPLİN: AMA NASIL? ÇOCUKLARDA OLUMLU DAVRANIŞ GELİŞTİRMENİN YEDİ YOLU – Özlem Tokman

in-the-park-1393244-639x766

Her birimiz çocuklarımızı terbiye etmek ve gösterdikleri olumlu davranışları artırmak için içtenlikli bir çaba gösteriyoruz. Fakat çoğu durumda disiplini bilimsel bir konu değil de kişisel bir çaba olarak görüyoruz. Dolayısıyla her ailenin disiplin prensipleri birbirinden farklı oluyor. Hâlbuki disiplinin de kulak ardı etmememiz gereken bazı genel geçer kuralları var.  Çünkü el yordamıyla koyduğumuz, tutarlılık göstermeyen kurallar çocuklarımızla olan ilişkimize yarar sağlamaktan çok zarar veriyor.

İşe disiplinin ne olmadığını tanımlamakla başlamak istiyorum. Çoğumuzun düşündüğünün aksine, disiplin sadece çocuklardaki olumsuz davranışların önünü kesmek ya da sayısını azaltmaktan ibaret değil. Olumsuz davranışları azaltmak kadar olumlu davranışları artırmak da önemli. Olumsuz davranışları engellerken yerine yeni, olumlu davranışlar koymasını da öğrenmemiz gerekiyor.

Disiplin kelimesinin kökünü oluşturan Latince disciplina, öğrenmek ve öğretmek demek. Yani öğreterek, öğrenerek olumlu davranışların yerleşmesini sağlamak. Disiplinin kökeninde ceza vermek ya da olumsuz davranışları yasaklamak yok. Oysa disiplin kelimesini duyduğumuzda aklımıza gelen ilk şey cezalar ve yasaklar oluyor. Disiplinin bu şekilde algılanması, aslında askeri disiplin anlayışının bir yansımasıdır. Askeri disiplinde, bir grup insanın sorgulamadan, önceden belirlenmiş kurallara uyması sağlanır ve uyum gösteremeyenler cezalandırılır. Bu, sınırları oldukça katı biçimde belirlenmiş bir disiplin anlayışıdır.

Oysa disiplin, sevgiyle, şefkatle ve anlayışla da uygulanabilir. Disiplin ve sevgi, disiplin ve anlayış birbirini dışlayan kavramlar olmak zorunda değil. Çünkü etkili disipline giden yol sadece ceza vermekten değil, olumlu davranışlar geliştirerek olumsuzları kademeli olarak ortadan kaldırmaktan geçiyor.

fatherly-advice-1314222-639x569

 

OLUMLU DAVRANIŞ GELİŞTİRMENİN 7 YOLU

  • Çocuğunuz arzu ettiğiniz davranışları gösterdiğinde onu içtenlikle ve sık sık takdir edin. Bu durumun onu şımartacağını düşünmeyin. Çocuk olumlu davranışın takdir gördüğünü açık biçimde algılamalı.
  • Ufak şeyleri sorun etmeyin. Küçük hataları görmezden gelin. Sürekli söylenmek ve her şeyi sorun etmek çocuğun bir süre sonra sizi dinlemekten vazgeçmesine yol açabilir. Kimse gün boyunca eleştirilip nasihat almak istemez.
  • Çocuğunuza doğru davranış biçimini nasıl seçeceğini öğretin. Sadece ‘yapma’ demek çocukları çaresiz bırakabilir. Örneğin, Kardeşinle kavga ettiğinde ona vurmak yerine gelip benimle konuş ve birlikte bir çözüm yolu bulalım.
  • Çocuğunuza hayal kırıklıklarıyla ya da zor durumlarla ve duygularla başa çıkmayı öğretin. Sorun daha ortaya çıkmadan bazı stratejiler geliştirin. Böylece çocuğunuz gerçek sorunla karşılaştığında ne yapması gerektiğini bilecektir.
  • Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin. Ona aktif ilgi gösterdiğiniz zaman dilimleri yaratın. Aceleyle akşam yemeğini hazırlarken okulda neler yaptığını sormak yerine, beş dakikalığına da olsa onunla masaya oturun. Birlikte bir meyve yiyin, bir bardak su için ve ilginizi tamamen ona yönlendirerek konuşun. Çocuklar ancak böyle anlarda kesintisiz sevgi ve ilgi gördüklerini hissederler.
  • Çocuklar anne-babanın aynasıdır. Kendi davranışlarınızla onlara örnek olun. Sorunlar ya da zor durumlar karşısında sakinliğinizi koruyabiliyorsanız, çocuğunuz sizden sakin olmayı öğrenecektir. Kolayca öfkelenip, pişman olacağınız şeyler söylüyor ya da bağırıyorsanız, çocuğunuz da ilişkilerinde aynı agresif yöntemlere başvuracaktır.
  • Çocuğunuzun sizden farklı duygulara ve düşüncelere sahip bir birey olduğunu asla unutmayın. Onun kişisel özelliklerini hep göz önünde bulundurun. Örneğin, bir faaliyetten diğerine geçişte sıkıntı yaşıyorsa buna saygı duyun ve bu geçişleri yumuşatmak için çaba gösterin. Oyunu bırakıp ödevinin başına oturmakta ya da akşam yemeğine çağrıldığında gelmekte zorlanıyorsa ona sık sık hatırlatmalarda bulunun. On beş dakika sonra sofraya oturuyoruz, sofraya oturmamıza beş dakika kaldı. Oyun saatinin bitmesine on dakika var. On beş dakika sonra ödevini yapmaya başlaman gerekiyor, gibi.

 

OLUMLU DAVRANIŞLARI GELİŞTİRİRKEN OLUMSUZLARI NASIL ENGELLEYECEĞİZ?

 Çocukların temel kurallara uymayı reddetmesi ve toplum içinde kabul görmeyen olumsuz davranışlar (başkalarına vurmak ve küfretmek gibi)  sergilemesi anne-babaların karşılaştığı en ciddi disiplin sorunlarındandır ve bunları göz ardı etmek mümkün değildir. Bu tür davranışları engellemek için üç etkili yöntem sunulabilir:

  • Doğal sonuçlar: Bekleyip, olumsuz davranışın doğal ve kendiliğinden sonuçlarını görmek. Örneğin çocuk oyuncağını kırarsa bu, o oyuncaktan mahrum kalacağı anlamına gelir. Ya da bisikletini sürekli olarak dışarıda unutup çalınma riskine maruz bırakıyorsa, bisikletin çalınmasını göze alarak olayları akışına bırakmak (ailenin bunu maddi olarak karşılayıp karşılayamayacağı da önemli tabii).
  • Ceza: Ceza, olumsuz davranışın tekrarlanmasını engellemek için istenilmeyen davranışların bazı sonuçları olacağını göstermektir. Aileler genelde televizyon, tablet ya da bilgisayar oyunlarını yasaklayarak bu tür cezaları uygulamaya çalışırlar. Cezaların etkili olması için, uygularken ipin ucunu kaçırmamaya özen göstermek lazım. Gösterilen olumsuz davranışla verilen ceza orantılı olmalıdır. Örneğin, ödevini zamanında bitirmezsen bir hafta boyunca televizyon yok, demek orantısız bir cezadır.

Cezalar mümkünse hemen uygulanmalıdır. Belirsiz bir gelecekte verilecek ceza ile ilgili tehditler savurmak etkili bir yöntem değildir.

Bir daha okulda kavgaya karışırsan hafta sonu sinemaya gidemezsin. Bu çocuğun algılayabileceği bir zaman diliminde gerçekleşecek bir cezadır.

Kavgaya karışırsan yaz tatilinde istediğin futbol ayakkabılarını alamazsın. Yaz tatili çocuk için uzak bir zaman dilimidir, bu yüzden ceza tehdidini algılamakta zorlanabilir. Aynı gün ya da birkaç gün içinde uygulayabileceğiniz cezalar vermek çok daha etkili bir yöntemdir.

Boş tehditler savurmaktan da kaçınılmalıdır. Cezayı uygulayamayacaksanız çocuğu tehdit etmeyin. Bu çocuğun kararlılığınızdan ve tutarlılığınızdan şüphe etmesine yol açar.

  • Çocuğu odasına göndermek ya da olumsuz davranışın sergilendiği ortamdan çıkarmak. Bunu bir ceza olarak değil de, taraflara derin bir nefes alıp olan biteni yeniden gözden geçirme şansı tanımak olarak da görebiliriz. Çocuk öfkesini kontrol edemiyorsa onu öfkesini tetikleyen ortamdan çıkarmak, daha sağlıklı düşünmesine ve sakinleşmesine yardımcı olabilir. Aynı şekilde, anne-babalar da belli bir ortamda kalıp çocukla tartışmak yerine sakinleşmek üzere başka bir köşeye çekilebilir, olayın üzerinden biraz zaman geçtikten sonra bir araya gelip olumsuz davranışın sonuçlarını çocuklarıyla tartışabilirler. Anın heyecanına kapılıp bağırmak, öfkelenmek hatta vurmak, uzun vadeli disiplin bakımından kesinlikle etkili yöntemler değildir.

Disiplin anlayış ve sevgiyle mümkündür. Çocuğumuzu anlamaya, kendimizi onun yerine koymaya çalışmalı ve her ne olursa olsun aramızdaki duygusal bağı zedelememeliyiz. Duygusal bağı zedelemek, çocuğun bize karşı olan duyarlılığını yok edebilir. Duyarlılığını kaybeden bir çocuk asileşeceğinden, davranışlarını kontrol etmek de giderek zorlaşacaktır. Anne-baba olarak kurallar koymak ve çocuklarımıza içinde hareket edebilecekleri, onları boğmayan bir çerçeve çizmekle yükümlüyüz. Ama bunu duygusal bağı koparmadan ve sevgi dilini kullanmaktan asla vazgeçmeden yapmalıyız.

©Bu sitede yayımlanan yazıların tüm hakları Kelime Yayınları’na aittir. Yazıların bir bölümü ya da tümü, kaynak gösterilse dahi izinsiz olarak kullanılamaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s