HAYATIN GÜÇLÜKLERİYLE MÜCADELE EDEBİLEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRMENİN YEDİ YOLU – Özlem Tokman

Çocuklarımızı çalışkan, dürüst, toplumla uyum içinde yaşayan bireyler olarak yetiştirmek kadar onların duygusal gelişimine, yaratıcılığına ve zorluklarla mücadele kabiliyetlerine de katkıda bulunmakla yükümlüyüz. Özellikle duygusal ve fiziksel zorluklarla karşı karşıya kaldıklarında, dalgalı sularda boğulup gitmelerini engellemek için onlara erken yaşlardan itibaren hayatın güçlükleriyle mücadele tekniklerini öğretmeliyiz.

İşte çalkantılı sularda hayatta kalmayı beceren ve her ne olursa olsun yüzlerindeki gülümsemeyi kaybetmeyen çocuklar yetiştirmenin yedi yolu:

turtle1) Çocuğunuzu korumak ve onu sevdiğinizi göstermek adına onun her ihtiyacını karşılamayın.

Çocuklar duygusal olarak olgunlaşmak için karşılaştıkları sorunları kendi başlarına çözme kabiliyetlerini geliştirmek zorundadırlar. Bu yeteneği geliştirmenin yaşı da yoktur. İki yaşındaki çocuğun yere düşen oyuncağını almaktan, on yaşındaki çocuğun odasını toplamaya ya da on beş yaşında bir genci otobüsle gidebileceği hâlde her gün arabayla okula taşımaya kadar pek çok ihtiyaç kolaylıkla ve gönüllü biçimde ana-babalar tarafından karşılanabilir.

Düşünmeden, belki de refleks olarak geliştirdiğimiz bu davranış biçimleri zamanla çocukları bize bağımlı hâle getirir. Kendi başlarına kaldıklarında yapmaları gereken ufak işler gözlerinde dağ gibi büyümeye başlar. Güçlü ve hayattan korkmayan çocuklar, küçük yaşlardan itibaren kendi işlerini yapmayı ve gerektiğinde başlarının çaresine bakmayı öğrenen çocuklardır.

Aşırı korunan çocuklar ileride aşırı endişeli bireyler olmaya adaydır.

2)Çocuğu güvenli bir ortamda yetiştirmek adına muhtemel tüm riskleri ortadan kaldırmaya çalışmayın.

Anne ve babalar çocuklarının sağlığını ve güvenliğini korumakla yükümlü olsalar da ipin ucunu kaçırmak çok kolaydır. Koşup oynarken düşmesin diye çocuğun peşinde pervane olmak, terleyip üşütmesin diye havlularla dolaşmak, düşürüp kırar diye çocuğun sofradan tabağını kaldırmasına izin vermemek, dışarıdaki tehlikelerden ürküp ergenlerin özgürlüğünü orantısız biçimde kısıtlamak hep bu çabanın sonuçlarıdır. Ancak çocuklara yaşlarına uygun özgürlükler tanımak onlara kendi sınırlarını tanıma, gerektiğinde kendilerini yaklaşmakta olan tehlikeden koruma şansı verir. Tehlikenin yaklaştığını uygun yaşta öğrenmeyen çocuklar risklerle karşılaştıklarında genelde yanlış kararlar verirler.

3)Çocuklarınıza kendi sorunlarını çözmeyi öğretin.

Karşılaştıkları sorunları çözmeleri için onlara fırsat tanıyın. Çözüm yöntemleri geliştirirken onlara kılavuzluk edin. Sorunun farklı yönlerini düşünüp bir çıkış yolu düşünebilmelerini sağlayın. Hayatta karşımıza çıkan pek çok güçlüğün, kaygıya kapılmadan sakin biçimde değerlendirildiğinde kendi çözüm yolunu da ürettiğini gösterin.

Örneğin çocuğunuz okulda ya da servis aracında başka bir çocuk tarafından rahatsız ediliyorsa hemen okula koşup sorunu onun yerine çözmek yerine, bir iki gün bekleyip ona fırsat tanıyın. Birlikte, bu sorunun nasıl üstesinden gelebileceğine ilişkin yöntemler geliştirin. Sorunun farklı yönlerini tartışın. Belki de bir iki günün sonunda çocuğunuz öğretmenine gidip sorununu anlatacak ya da servis aracında rahatsızlık duyduğu kişiyi uyarıp ondan uzak bir yere oturarak sorunu büyümeden çözecektir.

4)Çocuklara neden sorusunu yöneltmekten kaçının. Neden sorusu yerine nasıl sorusunu sorun.

Çocuklar bize sorunlarını anlattıklarında, neden sorusunu yönelterek yargılayıcı ve sorgulayıcı olmamaya özen göstermeliyiz. Neden soruları üstü kapalı olarak suçlama ve sorgulama içerir ve ne kadar inkâr etsek de bilinçaltımızdaki yargısız infazcıyı su yüzüne çıkarır.

Çocuk bize açıldığında, neden böyle oldu, diye sormak onun elinin kolunun bağlanmasına yol açar. Çünkü sorunlar genellikle belirsiz kaynaklardan ve çok da açık olmayan sebeplerle ortaya çıkarlar. Sürekli neden sorularına maruz kalan çocuklar cevabı bulamadıklarında, sorunun kaynağının kendileri olduğunu düşünüp iç hesaplaşmaya girebilirler.

Sorunları çözmek için önce suçluyu belirlememiz gerekmediğini, çoğu sorunun kimsenin suçu olmadığını anlamak ve çocuklarımıza anlatmak, onların sakin ve zorluklarla mücadele gücüne sahip bireyler olarak yetişmelerinin belki de ilk şartıdır.

Aklınıza gelen bütün neden sorularını bir kenara itip, nasıl sorularına odaklanın. Nasıl sorularına verilen cevaplar bizi her zaman çözüme yaklaştırır.

Neden dağınıksın? Neden matematik notların kötü? Neden kitap okumuyorsun? Neden daha sosyal değilsin? sorularını, daha yapıcı sorularla değiştirin.

Odanı nasıl daha düzenli tutabilirsin? Matematik sınavlarına çalışırken sana nasıl yardım edebiliriz? Okumaktan sıkılmayacağın türde kitapları nasıl bulabiliriz? Nasıl daha çok arkadaş edinebilirsin?

Nasıl soruları cevap olarak bir çözüm yolu önerir. Neden soruları ise sıkışmışlık hissi verir.

5)Çocuklarınızın hata yapmasına izin verin.

Çocuklarınıza başarısızlıkların dünyanın sonu olmadığını öğretin. Yaptığımız hatalar bir sonraki başarının ilk adımı olabilir. Hata kabul etmemek, mükemmeliyetçi ama endişeli çocuklar yetiştirmemize neden olur. Hata yapmak, hata yapacağım korkusuyla yaşamaktan çok daha iyidir.

6)Onlara duygularını kontrol etmeyi öğretin.

Güçlüklerle mücadelenin anahtarı duygulara kapılıp gitmemektir. Çocuklara iyi şeyler kadar rahatsız edici duygular hissetmenin de olağan olduğunu anlatın. Hissettiklerimizden utanmak ya da bastırmak bir çözüm değildir.

Çocuklar genelde bir duyguyu hisseder ve düşünmeden o duyguya göre hareket ederler. (Öfkeliysen bağır, üzüntülüysen ağla gibi) Onlara, harekete geçmeden önce durup düşünmeyi öğretmeliyiz. (hisset-düşün-hareket et)

Belli bir duygu durumunu seçip, bu his hakkında konuşarak egzersiz yapın. Hayâl kırıklığı, öfke, üzüntü, kıskançlık gibi… İçlerinde bu rahatsız edici duygular yükseldiğinde nasıl mücadele edebileceklerini tartışın. Duyguların gelip geçici olduğunu, kişiliklerini bu duygularla özdeşleştirmemeleri gerektiğini hatırlatın. Ben öfkeli bir insanım, bunalımlı bir kişiliğim var, kıskancım gibi…

7)Hayatla mücadele ve sorunları yapıcı çözümlerle aşma konusunda onlara örnek olun.

Belirli bir sorunla karşılaştığınızda dünyanın sonu gelmiş gibi davranıyorsanız, çocuğunuz da sorunlarla baş etme yöntemi olarak sizin davranışınızı örnek alacaktır. Anlık duygulara kapılıp düşünmeden hareket etme alışkanlığınız varsa çocuğunuzdan zor durumlarda sakinliğini korumasını bekleyemezsiniz.

Onlara sakinlikle ve farkındalıkla hareket etme konusunda örnek olun.

©Bu sitede yayımlanan yazıların tüm hakları Kelime Yayınları’na aittir. Yazıların bir bölümü ya da tümü, kaynak gösterilse dahi izinsiz olarak kullanılamaz.

Reklamlar

2 thoughts on “HAYATIN GÜÇLÜKLERİYLE MÜCADELE EDEBİLEN ÇOCUKLAR YETİŞTİRMENİN YEDİ YOLU – Özlem Tokman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s