UYKUSUZLUĞUN AKADEMİK BAŞARI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ – Özlem Tokman

resting-peacefully2-1576097-640x480

Uykusuzluk deyip geçmemek lazım. Biz yetişkinler için birkaç saat eksik uyumanın gündüz yaptığımız faaliyetlerin kalitesi ve zihinsel kabiliyetlerimiz üzerindeki etkisi sınırlı olsa da, aynı derecede uykusuz kalmanın özellikle ergenler üzerinde, gündelik performansı etkileyen, akademik başarıyı düşüren izdüşümleri olabilir.

UCL (University College London) Eğitim Fakültesi’ne bağlı Hayat Boyu Öğrenme ve Uyku Laboratuvarı’nda yapılan bir araştırmada uykusuzluğun ya da kalitesiz gece uykusunun ergenlerde dikkat eksikliği ve hafıza sorunlarına yol açtığı, bilişsel kapasiteyi etkilediği ve akademik başarıda genel bir düşüşe yol açtığı tespit edilmiş.

Uyku eksikliği aslında çocukluk döneminden itibaren dil gelişimini ve hafızayı etkileyip sorun çözme, karar alma, olumsuz duygularla baş etme gibi yetenekleri kısıtlıyor.

Yetersiz ve kalitesiz uyku;

  • gündüz uykulu olmaya/uyuklamaya,
  • beslenme alışkanlıklarının bozulmasına,
  • bilişsel yeteneklerin kısıtlanmasına,
  • akademik başarının düşmesine,
  • risk alma eğiliminin artmasına,
  • odaklanmanın güçleşmesine,
  • davranışların kontrolünün ve duygu yönetiminin zorlaşmasına yol açıyor.

Ergenler için uzmanların önerdiği gece uykusu 9 saat. Ancak gençler hem yetişkinliğe adım atarken geçirdikleri biyolojik ve beyinsel dönüşüm hem de çevresel faktörler nedeniyle nadiren bu kadar uzun uyuyabiliyorlar. Sabah okula gitmek için erken kalkma zorunluluğu, gece yatmadan önce bilgisayar ya da cep telefonu kullanımı, kahve, çay ya da enerji içeceği tüketimi, stres ve duygusal sorunlar uykunun uzunluğunu ve kalitesini düşürüyor. Örneğin gece yatmadan yarım saat öncesine kadar sosyal medyada zaman geçirmenin uykuya dalmayı zorlaştırdığı söyleniyor.

Schoolgirl yawning beside textbooks

Designed by Photoduet – Freepik.com

Bedensel ve beyinsel bir dönüşüm içinde olan ergenlerin uykuya biz yetişkinlerden çok daha fazla ihtiyaç duyduklarını söyleyebiliriz. Sınavlar, okul stresi, çalkantılı bir duygusal dünya, sosyal ortamlarda varlık gösterme ve kabul görme endişesi ergenlerin hayatına egemen olan durumlar. Böylesine zor ve belirsizliklere gebe bir dönemde gençlerin ihtiyaç duyduğu en önemli şey sağlıklı işleyen bir zihin oluyor. Kim olduğunu anlamaya çalışan, toplumda kendine bir yer edinmeye gayret gösteren ergenlerin zihninin doğru işlemesi, sağlıklı kararlar alabilmeleri, davranışlarını ve duygularını kontrol edebilmeleri gerekiyor. Tüm bu sayılanlar ergenler için belki de en zor şey.  Uykusuzluktan dolayı yorgun düşmüş bir zihnin doğru kararlar almasını, anlatılanları dinlemesini, anlamasını, sağlıklı iletişim kurmasını ve sınavlarda istenilen başarıyı göstermesini beklemek saflık olabilir. Çocuklarda üç gün üst üste üçer saatlik eksik uykunun bilişsel kapasitenin %50 azalmasına yol açtığı söyleniyor. Şayet bu bulgular doğruysa ihtiyaç duyulandan daha az uyuyan çocuğun davranışlarının bozuk olması, anlatılanları dinlememesi, okulda ve evde sorun çıkarması beklenen bir durum olmalı.

Okulda sürekli sorun yaşayan bazı çocukların ve ergenlerin yaşadığı problemin temelinde basit bir uykusuzluk sorunu yatıyor olabilir. Her daim aktif olan beyin, stres hormonu olarak da bilinen kortizolun salgılanmasına yol açar. Hâlbuki her insanın günün bir aşamasında bunu dengeleyip gece uykusuyla harekete geçen melatonin hormonunu salgılamaya başlaması gerekir.  Gece uykusuz geçen her saat daha az melatonin, daha çok kortizol hormonu demek. Uykusuzluk sorunu yaşayan çocuklara melatonin içeren ilaçlar vermeye başlamadan önce uykusuzluğun altında yatan temel nedeni keşfetmek faydalı olabilir. Gece uyumadan önce içilen bir bardak çay, sosyal medyada geçirilen ve masum gibi görünen yarım saat, gece uykusunu bozan asıl neden olabilir.

Ayrıca ergenlerin zihnini; endişe, korku ve stres gibi uyaranlarla harekete geçen beta beyin dalgası hâlinden, sakinlik ve gevşemeyle gelen alfa beyin dalgası hâline geçirmek uykuya daha hızlı dalmayı ve uyku kalitesini arttırmayı sağlayabilir.

Alfa beyin dalgalarının kişinin daha paylaşımcı, anlayışlı ve barışçıl olduğu durumlarda hareketlendiği biliniyor. Özellikle sosyal medya ile internetin genelinde izlenen video ve görüntüler ergenlerin zihninin ağzına kadar dolmasına, iyi ya da kötü her türlü imajın ve izlenimin zihnin gerisinde bir çöplük gibi birikmesine yol açıyor. Bu görüntüler ve düşünceler biz farkına bile varmadan onları daha materyalist, daha az paylaşımcı hâle getirip, içlerindeki olumlu ve barışçıl duyguların başka uyaranlarla tetiklenip şiddet ve öfkeyle yer değiştirmesine neden olabiliyor. Bu zihinsel durum uyku eksikliğine, uyku eksikliği dikkat dağınıklığına, dikkat dağınıklığı yanlış kararlara, davranış bozukluklarına, risk alma eğilimine, sınavlarda başarısızlığa hatta istemediğimiz duygusal ve psikolojik sorunlara davetiye çıkarıyor.

İşte tam da bu nedenle, uykusuzluk deyip geçmemek lazım. Basit bir uykusuzluk probleminin ergenlerin yaşadığı daha ağır davranışsal ve duygusal sorunların temel taşı olabileceğini ve akademik performanslarını düşüreceğini hiç akıldan çıkarmamak gerek.

©Yayımlanan yazıların tüm hakları Kelime Yayınları’na aittir. Yazıların bir bölümü ya da tümü, kaynak gösterilse dahi izinsiz olarak kullanılamaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s