KENDİ KARARLARIMI ALMAMA İZİN VER! – Özlem Tokman

 

 

kendikararlarım2

Çocuklarımızın güçlü ve kendine güvenen bireyler olarak yetişmesini isterken acaba onlara yeterince özgürlük alanı tanıyor muyuz? Güçlü, kendi kararlarını alabilen bireyler yetiştirmek için küçük yaşlardan itibaren çocuklara hata yapma özgürlüğü tanımalıyız. Hata yapıp hatalı davranışın sonuçlarından ders almak bizi yetiştirir, olgunlaştırır ve sorumluluk almaya hazır hâle getirir.

Çocuk düzenli olmayı öğrenecekse önce dağınık olmanın sonuçlarını görmelidir. Tabii bunun için ergenlik yıllarının gelmesi beklenmemelidir. Çocuğun doğasının asileştiği, her şeye muhalefet ettiği bu yaşlarda temel alışkanlıkları oluşturmaya çalışmak, deveye hendek atlatmaktan daha zor olabilir. Çocuğun kendine ait bir yatağı ya da odası olduğu günlerden itibaren ona, odasını toplamayı, oyuncaklarını sepete doldurmayı, okuduğu kitabı rafa kaldırmayı ya da yemekten sonra tabağını mutfağa götürmeyi öğretmek ergenlik yıllarında yaşanacak pek çok tartışmayı, çatışmayı engelleyebilir.

Aşırı koruyucu anne ve babalık çocuğun adına her türlü görevi üstlenmeyi, onun adeta ikinci aklı olmayı hedefler. Çocuğun hata yapmasına, eksik ve kusurlu olsa da kendi işini görmesine izin vermez. Yatak toplanmıyorsa, çocuğun adına yatak toplanır, sonra yatağını neden hiç toplamıyorsun diye şikâyet edilir. Bu söylenmeler zamanla çocuklar için sıradan hâle gelir, yani bir kulaktan girip diğerinden çıkmaya başlar.

kendikararlarım1

Anne-baba ve çocuklar arasındaki bir diğer çatışma konusu da ders çalışmaktır. Ödevleri zamanında bitirme, konu tekrarı yapma, sınavlara hazırlanma devamlı bir tartışma konusudur. Bitmek bilmeyen uyarılar, hatırlatmalar, zorlamalar çoğu öğrenciyi okuldan ve derslerden iyice soğutur. Hâlbuki çocuk sınavlara hazırlanmamanın ya da ödevini yapmamanın sonuçlarının ne olduğunu yaşayıp öğrenmeli, ona göre kendi kararlarını vermelidir.

Ayrıca alışkanlıkların oluşması için çocuklara zaman tanınmalıdır. Psikoloji alanında yapılan araştırmalarda belli bir davranışın alışkanlık hâline gelmesi için en az 21 gün süreyle aralıksız tekrarlanması gerektiği söyleniyor. Bana kalırsa bu süre biraz kısa. 21 gün, 2 ay ya da 1 yıl… Akılda tutmamız gereken şey, alışkanlıkların kolay kolay oluşmadığı gerçeğidir. İyi alışkanlıklar oluşturmak için zaman ve emek harcanmalıdır. Söylenmek ya da şikâyet etmek kolaya kaçmaktır.

Sözün kısası, anne ve babalar olarak dizginleri gevşetip işleri oluruna bırakmayı öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü oluruna bırakılan işlerde çocuklarımızın sorumluluk alma ihtimalleri çok daha yüksektir. Çocuklar baskı değil özgürlük ortamında kendi kararlarını alabilirler. Deneme ve yanılma yöntemiyle hatalarının sonuçlarını görüp dersler çıkarabilirler.

Her şeyi kontrol etmeye çalışıp, istenmeyen sonuçlar ortaya çıktığında “ben sana dememiş miydim?” demek usandıran bir yaklaşımdır. Özgürlük tanıyıp hataya izin vermek ise büyük bir erdemdir. Çocuklar özgürlük tanındığında anne-babalarına daha çok saygı duyar ve davranışlarının gerçek sorumlusunun kendileri olduğunu açıklıkla görebilirler. Çocukları köşeye sıkıştırıp onlardan doğru kararlar almalarını beklemek yanlıştır. Unutulmamalıdır ki, her canlı gibi çocuklar da özgür bırakıldıklarında, kendilerine nefes alacak alan tanındığında gelişip büyürler.

©Yayımlanan yazıların tüm hakları Kelime Yayınları’na aittir. Yazıların bir bölümü ya da tümü, kaynak gösterilse dahi izinsiz olarak kullanılamaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s